☼21°İSTANBUL

Fransa'da eylemler nasıl en çok merkezi ve 'Yeni Macron' Edouard Philippe'i yaktı?

Fransa'da eylemler ülkeyi kaosa doğru iterken olayların siyasi faturasını, anketlere göre merkez sağ ödeyecek gibi duruyor. Emmanuel Macron dönemine nokta koyacak 2027'deki cumhurbaşkanlığı seçiminde merkez sağın en güçlü adayı konumundaki eski başbakan Edouard Philippe, eylemler başladığından beri yaklaşık iki puan geriledi. Bu durum Fransa'yı korkutan senaryonun yani aşırı sağ ve aşırı solun iki seçenek olarak karşılarına çıkacağı bir ikinci turu işaret edebilir. Peki bu noktaya nasıl gelindi? Eylemler nasıl en çok merkezi yaktı? Bir ihtimal daha var mı?..

Fransa'da eylemler nasıl en çok merkezi ve 'Yeni Macron' Edouard Philippe'i yaktı?
7 dk okuma

Derleyen: Metin Aktaşoğlu / metin.aktasoglu@milliyet.com.tr - Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 17 Ekim'de protestocuların adeta şehirleri ateşe verdiği ayaklanmaların ardından ülkesine seslenirken, Macron'un eski başbakanı ve pek çok uzman tarafından halefi gösterilen Edouard Philippe de Macron'a sesleniyordu. Travmaların göbeğindeki ülkede Macron'un düzeni sağlamada, dükkan sahiplerini yağmacılardan korumada ve protesto eden lise öğrencileriyle diyalog kurmada başarısız olduğundan açıkça dem vuran Philippe, “Ülkemizin yönetilmeye ihtiyacı var” diyordu.  Bu aslında Le Havre Belediye Başkanı Philippe'in, Macron'la ilk ayrılığı değildi fakat bu kez tonu çok daha çarpıcıydı. Sinirle değil adeta bir üzüntüyle konuşan Philippe'in gördüğü tablo, yönetilemeyen bir ülke kadar yaklaşan seçimlerde her geçen gün eriyen bir merkez sağ tablosu olsa gerek.

Peki Macron dönemini resmen sona erdirecek olan ve ilk turu 18 Nisan 2027'de ikinci turu ise 2 Mayıs'ta gerçekleşecek olan seçimler öncesinde tablo nasıl? Basitçe ifade etmek gerekirse bugüne gelirken Emmanuel Macron'u Fransa'nın başına getiren “aman aşırı sol ya da aşırı sağ olmasın” yaklaşımının, merkez sağın en güçlü adayı olarak gözüken Edouard Philippe için de geçerli olabileceği düşünülüyordu. Fakat protestoların patlak vermesinden bu yana anketlerde en çok destek kaybeden aday Philippe oldu.

Tabloda aşırı sağ olarak nitelendirilen Le Pen'in ilk sırada, aşırı sol olarak nitelendirilen Melenchon'un ise ikinci sırada yer aldığı gözüküyor. Üçüncü sıraya gerileyen merkez sağ adayı Philippe, Melenchon'dan ikinci sırayı alamazsa Fransa ikinci turda iki "aşırı adaydan" birini seçmek zorunda kalabilir. Bununla birlikte şimdiden yapılan ikinci tur anketlerinde Le Pen'in tüm adaylar karşısında net bir seçim zaferi alabileceğinin altı çiziliyor. Kaynak: Europe Elects

Anketlerdeki mevcut tabloya bakmak gerekirse Ulusal Birlik (RN) lideri Marine Le Pen'in neredeyse oyların 3'te 1'ini alarak en çok oy alan aday apoletiyle ikinci tura kalması bekleniyor. Tahminler Philippe'in bu süreçte en az iki puanlık bir düşüş yaşayarak yüzde 13-15 bandına gerileyebileceğini gösteriyor. Bu da Philippe'i “aşırı sol” olarak etiketlenen Jean-Luc Mélenchon'un kağıt üstünde gerisine düşürüyor ki bu, Avrupa Birliği yanlısı, liberal ve cumhuriyetçi Fransızlar'ın bir süredir korktukları bir tablo.

LE PEN'İ FARKLA KAZANDIRAN TABLO!

“Melenchon-Le Pen” senaryolarında Le Pen'in yüzde 60-70 bandında bir oyla seçilmesi bekleniyor. Le Pen'in görüşlerine bir örnek teşkil etmesi açısından filmi 15 Ekim'e saralım: Brüksel’de, AB liderlerinin zirvesi öncesinde Le Pen bir basın toplantısı düzenledi. Hedefinde Avrupa Komisyonu vardı. Le Pen, Komisyon'un sağlık ve iç güvenlik gibi “yetki alanı dışında kaldığını” düşündüğü programlardan çekilmesi gerektiğini belirtirken kurumun rolünün üye ülkelere hizmet eden bir sekretaryayla sınırlandırılması gerektiğini söyledi.

Le Pen, Fransa’nın Komisyon'un diplomatik yetkiler kullanmasına, askeri alanda ve istihbarat alanlarında rol üstlenmesine karşı çıkacağını da dile getirdi. “Avrupa’nın güçlü olması, kendi egemenliğini koruması, barışı sağlaması ve sınırlarını güvence altına alması gerektiğini” savunan Le Pen, mevcut AB politikalarının bu hedeflerin gerisinde kaldığını öne sürerken, “Güçlü bir Avrupa istediler, ancak elimizde güçsüz bir Avrupa var” dedi. Bunların yanında Le Pen, AB'nin Türkiye'ye verdiği desteği de kesmesi gerektiğini vurguluyor.

'ILIMLI SAĞ BOĞULUYOR'

University College London'dan Fransa siyaseti uzmanı Philippe Marliere, “Öğrenci hareketi ve beraberindeki polis şiddeti iddiaları siyaseti daha da kutuplaşıtırıyor. İki uç noktanın da buna yönelik kendi repertuarı mevcut. Ilımlı sağ ise bu iki güç arasında sıkışıp kalıyor. Adeta boğuluyorlar. Seslerini duyurabilecekleri bir alan neredeyse kalmadı” tespitinde bulunuyor.

Edouard Philippe, Avrupa genelinde zor durumda olan merkez siyasetçilerden yalnızca biri. Yükselen fiyatlar, durgun ekonomi ve gençlerin azalan gelecek beklentilerine duyulan öfke, aşırı sağ ve aşırı sol popülist partileri harekete geçirdi. Bu tablo karşısında Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Birleşik Krallık'ta görevden elini çekmek zorunda kalan eski Başbakan Keir Starmer ve Emmanuel Macron siyaset yapma kapasitelerinden çok uzak gözüküyor.

Reaksiyonlardan örnek verecek olursak Fransa'da başlayan olaylardan bir gün sonra Le Pen, “derin bir güven ve otorite krizi” vurgusu yaparak Fransız bayrağının önünde konuşma yaptığı bir video paylaştı. Melenchon ise hükümeti protestoları ele alış biçimi nedeniyle sert bir şekilde eleştirirken “körü körüne bir şiddet” uygulamakla suçluyordu. Philippe ise daha az sert bir üslupla, asayiş vurgulu mesajlar vermeye çalıştı. Paris'te mülkleri yağmalanan ve tahrip edilen esnafla görüştü. Fransa'nın doğusundaki Charleville-Mezieres şehrinde polisle birlikte devriyeye çıktı.

Hafta içinde muhafazakar bir çizgide yer alan Le Point dergisine konuşan Philippe, “sağcı” kimliğini vurgularken göçmen kökenli gençlerin isyan edenler arasında orantısız bir şekilde çoğunlukta olduğunu söylerken bunu “Ülkemizdeki entegrasyonun başarısızlığı” sözleriyle nitelendirdi ve gelecek beş yıl içinde Fransa'ya gelen göçmen sayısını yarıya indireceğine söz verdi.

Philippe cephesi Fransa'daki gergin havanın özellikle Covid pandemisi esnasında Macron'un başkanlığının ilk üç yılında kendisinin başbakanı olarak tanınan, sağduyulu, merkez sağ bir politikacının hiç işine gelmediğini kabul ediyor. Eski Başbakan Philippe'in 9 Ekim 2021'de kurduğu partisi Ufuklar'ın (Horizons) sözcüsü Arnaud Péricard, “17 Ekim'den önce ve sonra diye bir durum var. Birçok seçmenin kırmızı çizgilerini yitirdiği çok karmaşık bir dönemden geçiyoruz” ifadelerini kullanıyor.

'PHILIPPE DİZEL MOTORU GİBİDİR'

Philippe'in önündeki tek handikap sokak hareketleri de değil. Kendisi “Le Havre belediyesine ait kamu fonlarının zimmete geçirilmesi” soruşturmasında inceleme altına alınmıştı. Perşembe günü avukatı, AFP'nin daha sonra Philippe'in avukatının doğruladığı haberine göre Philippe davada “yardımcı tanık” statüsünde yer alacak. Fransa yargısına göre bu statü, tek başına onu aklamaya yetmiyor ancak şu an için hakkında dava açmak için yeterli kanıt bulunmadığını da gösteriyor.

Horizons Sözcüsü Pericard, bu gelişmeyi “çok olumlu” değerlendirdiklerini dile getirerek “Bu konu artık geride kaldı” diye ekledi. Pericard'ın aktardığına göre bundan sonra partinin stratejisi Philippe'in görünürlüğünü artırmak ve mevcut çalkantıyı “önde gelen merkez aday” statüsünü kaybetmeden atlatmak. Pericard, adayları açısından oldukça umutlu. Fransız cumhurbaşkanlığı seçimlerinde önde giden adayların sık sık tökezlediğini ve kampanyanın “asıl Ocak ayından sonra” son süratine erişeceğini söylüyor ve “Edouard kendini her zaman dizel motor olarak tanımlar. Hızlanması yavaş, ama bir kere hızlandığında o hızı koruyor” benzetmesini yapıyor.

PEKİ MERKEZDE NELER OLUYOR?

Şu an için, Philippe'in konumu, merkezdeki bölünme nedeniyle, güvende görünüyor. Merkez sağda Philippe'in en doğrudan rakibi, bir diğer eski başbakan Gabriel Attal da, olaylar patlak verdiğinden beri anketlerde kan kaybediyor. İslamofobik söylemleriyle hatırlanan, aşırı sağa yakın figür Bruno Retailleau ise yine kendisi gibi sertlik yanlısı Cannes Belediye Başkanı David Lisnard ile rekabet halinde. Bu çerçevede Gabriel Attal, merkez sağ adaylarından hangisinin arkasında birleşilip yola devam edileceği noktasında bir ön seçime gidilmesi gerektiğini dile getiirdi.

Merkez sağın öne çıkan diğer iki ismi ise yine bir eski başbakan olan Gabriel Attal (solda) ve İslamofobiye varan sert söylemlere de sahip Bruno Retailleau (sağda). Fotoğraflar: AFP

Merkez solda ise Avrupa Parlamentosu üyesi Raphael Glucksmann son zamanlarda anketlerde mütevazı bir yükseliş gösteriyor ancak “ne kadar aday kalabileceği” şüpheli. Fransa'dan haber kaynakları Glucksmann'ın adaylığının Eski Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'ın aday olup olmayacağına bağlı. Bu senaryoda Glucksmann'ın Hollande lehine çekilmesi bekleniyor.

YENİ BİR MACRON BEKLERKEN...

Fransa'da bir kesim ise tıpkı 2017'de henüz 39 yaşında bir reform elçisi olarak sahneye çıkan Macron gibi yarışa soluk getirecek yeni bir yüz bekliyor. Fransa Ekonomi Bakanı Roland Lescure bu hafta yaptığı açıklamada, doğru aday ortaya çıkarsa halkın çoğunluğunun ılımlı bir adaya oy vereceğine inandığını söyledi. Aslında Philippe bir süre “Yeni Macron” olması beklenen isimlerin başında geliyordu. Beklentiler hala Philippe'in en güçlü merkez adayı olarak ikinci tura kaldığı bir senaryoda... Umutlar Fransa'nın çoğunlukta olduğu düşünülen “makul seçmenlerinin” Le Pen'i seçmektense yerine bir “ehven-i şer” tercih edeceği yönünde.

Ekonomi Bakanı Lescure tam da bu bağlamda gazetecilere yaptığı açıklamada, “Ocak veya Şubat ayına kadar birleştirici bir figürün ortaya çıkıp çıkamayacağını göreceğiz. Hala orada sessiz bir çoğunluk duruyor ve bence bu çoğunluk bir somutlaşmaya ihtiyaç duyuyor ki biz bunu henüz sağlayamadık” ifadelerini kullandı.

Siyasi analistler ise Lescure kadar iyimser değil. Kısa sürede uygulanabilir bir kampanya oluşturmanın zorlukları nedeniyle, “herhangi bir kurtarıcının” ortaya çıkacağına şüpheyle bakıyor. Son dönemdeki huzursuzluktan önce bile, Fransız siyasetindeki kutuplaşma, Macron'un kurduğu türden merkezci bir koalisyonu bugün çok uzak bir ihtimal haline getiriyordu.

Paris'te sol eğilimli bir araştırma grubu olan Jean-Jaurès Vakfı'ndan analist Raphael LLorca, “Macron'un gücü, seçmen tabanını sağlamlaştırmayı başarmış olmasında ve kendisinden önce var olmayan bir seçmen tabanı yaratmış olmasında yatıyor. Peki özünde seçmenlerin her birinin kendi evlerine geri dönmesi Macronculuğun da sonu değil mi?" sorusunu soruyor.

Nihayetinde Macron, şu an o kadar da popüler olmadığı bir dönemden geçiyor ve bu da Philippe için ciddi bir engel teşkil ediyor. 2020'de hükümetten ayrılmış olmasına ve hatta geçen Ekim ayında bütçe görüşmeleri sürecinde yaşanan kaos sırasında Macron'un istifa etmesini istemiş olmasına rağmen Philippe, Macron'un hareketinin emektarlarından biri olarak biliniyor. Siyasi risk danışmanlığı şirketi Eurasia Group'ta Fransa uzmanı olan Mujtaba Rahman buna ilişkin tespitinde “Hükümetin sahip olduğu tüm güvenilirlik 17 Ekim'de buhar olup uçtu. Bu durum, dolaylı olarak Philippe için de zarar verici” ifadelerini kullanıyor.

Kaynaklar: The New York Times, France 24, Euronews, Le Point

Bu haber sizde ne hissettirdi?

Tepkinizi paylaşın. Seçiminizi değiştirebilirsiniz.

SIRADAKİ HABER500 milyon liralık vurgun! Klasik otomobil çetesinin akılalmaz oyunu ortaya çıktı
→

Yorumlar

Yorumlar editör onayından sonra yayımlanır.

Editörün seçtikleri

Tüm haberler →